 syscor
WomanMaster
|
Kayıt: 08.07.2006
Üye no: 216
Başlık: 4029
Şehir: Helal olsun Sana-ize
454868 Puan
|
|
"Babel" 10 Kasım'da vizyonda |
|
|
[imgl:4fa2ff9667]http://img102.imageshack.us/img102/7017/babelfb0.jpg[/imgl:4fa2ff9667]"Amores Perros – Paramparça Aşklar ve Köpekler" ile "21 Gram"ın yönetmeninin Cannes Film Festivali'nde büyük ödül Altın Palmiye'ye aday gösterilen ve yine bu festivalde üç ödül kazanan yeni yapıtı: Babel-Babil... Film 10 Kasım'da vizyona giriyor.
Yönetmen: Alejandro González Iñárritu
Oyuncular: Brad Pitt, Cate Blanchett, Gael Garcia Bernal, Koji Yakusho, Adriana Barraza, Elle Fanning, Rinko Kikuchi
Senaryo: Guillermo Arriaga
Tür: Drama
“Son dönemde filmlerini en çok beğendiğim yönetmen Alejandro Gonzalez Innaritu'dur.Çok iyi bir yönetmen olan Innaritu'nun en yeni filmi “Babel-Babil”e bayıldım.”Babel-Babil” harika bir film.Böyle bir filmde oynamak isterdim.” Oscar ödüllü ve üç Altın Küre ödülü sahibi Faye Dunaway
"Sınır deyince düşünsel bir kavram yerine mekanlardan söz ederiz. Gerçek sınırların içimizde olduğuna inanıyorum." Alejandro González Iñárritu
Yapım Bilgileri...
Film tarihinde gerçek ile kurgunun aynı noktada kesiştiği çok az film vardır. Alejandro Alejandro González Iñárritu'nun (“Amores Perros”, “21 Grams”), insanoğlunun iletişim eksikliğinin kökenlerini anlatan İncil'deki efsaneyi güncellediği yeni çalışması “Babel”, gerçekle kurgunun aynı noktada kesiştiği az sayıdaki filmlerden birisidir.
Alejandro Alejandro González Iñárritu'nu “Babel”inin bir yıldan daha uzun süren çekimleri üç farklı kıtada gerçekleştirildi. Başrollerinde Brad Pitt, Cate Blanchett, Gael Garcia Bernal ve Koji Yakusho gibi çok uluslu ve farklı dilleri konuşan bir kadro kamera karşısına geçti. Oyuncu kadrosunun çok büyük bölümü, Fas, Meksika ve Japonya'nın profesyonel olmayan oyuncularından derlendi.
Sonuçta ortaya filmde portresi çizilen karakterlerinkine benzer fiziksel ve psikolojik yolculuklar yapmış tüm insanların kendisini yakın hissedeceği çok özel bir film çıktı. Kültürel engellerin rüzgarına kapılarak sürüklenen insanların öyküsünü anlatan filmin çekimleri başladıktan sonra yönetmen ve prodüksiyon ekipleri de benzeri engelleri deneyimlemek zorunda kaldılar.
Kendisini “sürgündeki yönetmen” olarak tanımlayan González Iñárritu, uzun zamandır kafasında şekillendirdiği “Babel” fikrinin, herşeyden önce ülkesini terk etmiş ve süregelen bu durumu kabullenmiş bir yönetmen olmasının sonucu olduğunu söylemişti. “Babel”in “Nereden geliyorum?” sorusuna cevap vermediğini, “Nereye gidiyorum?” sorusunun cevabını arayan bir film olduğunu ifade ediyordu. Soruya böylesine kişisel yaklaşılınca “Babel”in kökenleri itibariyle kendi kendisini finanse eden bir proje olması kaçınılmazdı.
Yönetmenin bu çalışmasını önceki iki filmi “Amores Perros” ve “21 Grams”tan ayıran önemli farklılıklar var. O filmlerinin her ikisini de kendisinin yakından tanıdığı, çekim koşulları ve set ortamını kontrol edebildiği ülkelerde çeken Alejandro González Iñárritu, “Babel”de her açıdan farklı bir tarz geliştirdi. Daha karmaşık duygusal ve entelektüel yolculukla derinden ilgilenmekle kalmayıp diğer kültürleri ve dünyayı algılama biçimlerini keşfe çıktı. Bunu yaparken de daha karmaşık film prodüksiyonu tekniklerini kullandı. İdeolojik ve fiziksel anlam taşıyan çok sayıda kültürel bakış açısının çatışması, yönetmenin sadece kişisel perspektifini değiştirmekle kalmayıp, kreatif süreç üzerinde de dönüşümlere yol açtı.
Yönetmenin ana hedeflerinden birisi de, filmde portresi çizilen kentlerde doğup büyümüş karakterlerin öykülerini anlatırken bir “yabancının” bakış açısını kullanmaktan özenle kaçınmak oldu. Bunu başarmak için “gözlemle ve absorbe et” şeklinde tanımladığı bir süreç izledi. Yerel halkın gündelik alışkanlık ve geleneklerini dikkatle gözlemlemesinin yanısıra profesyonel olmayan yabancı oyuncularla çalışmayı tercih etti. Bu da en ince kültürel detayları bile kavrayabilmesini sağladı.
Filmdeki öykünün, yönetmenin bakış açısı yerine karakterlerin bakış açısından anlatılmasının getireceği zorlukları aşmak için de çok özel bir yöntem geliştirdi. Hayatında ilk kez kamera karşısına geçen amatör aktörlerin belirli durumlar karşısında her ülke için farklı anlamlar taşıyabilecek kendi tepkilerini geliştirmesine izin verdi. Kaldı ki, amatör oyuncuların büyük bölümü daha önce film kamerası bile görmemişti.
Filmde yer alan duygusal düzeyi yüksek sahnelerin daha önce hiç konuşulmamış dillerde çekilmesi ve dünyanın en kalabalık kentlerinden birisi olan Tokyo'dan başlayıp uçsuz bucaksız çöllere kadar yayılan en mükemmel çekim noktalarının saptanması sayesinde “Babel”, hem gerçek hayat, hem de kurgu anlamında kendi tezini ortaya koyan çok özel bir çalışma oldu.
“Engeller ve sınırların her zaman fiziksel ve gözle görünür olması gerekmez” diyor González Iñárritu, “Bizi ayıran çizgiler ve önyargılar, kendi kültürel çerçevelerimizle var olur. Olaya bu açıdan bakınca bu engellerin alaşağı edilmesinin mümkün olduğunu görürüz”.
“Babel”de portresi çizilen öykülerdeki karakterlerin en çetin sınavı, o kültürel sınır ve engelleri aşmaktı. Bu öyküleri ekrana getirenlerin de yaşama bakış açısını değiştiren deneyim, yine aynı kültürel engelleri aşmak oldu.
|
| |
|