Bedava Türkçe Oyunlar


  Forum » Biliyor muydunuz? » Semanın Renk Oyunu: Gökkuşağı



Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder
 
   

ivan




MesajSemanın Renk Oyunu: Gökkuşağı

Gökde ve yerde binlerce, yüzbinlerce hadise en çarpıcı halleriyle birbirini ta'kip eder durur. Akla rükû ettiren, kalbi hoplattıran ve vicdan'a en içli besteler söylettiren kâinat deseni ne şahane! Sağımızda solumuzda uçuşup duran renk kelebekleri meydana getirdiği, cümbüş ne tantanalı.


Parlak renklerden meydana gelip kısa bir müddet semayı renklendiren gökkuşağı, havadaki su damlacıklarında, ışığın sabit bir halde titreşiminden ibarettir. Yazımız da, bu renk desenlerinin nasıl meydana geldiği hususu incelenecektir.

Birçok kültür ve dinler gökyüzünde meydana gelen hadiselerde bir takım işaret ve mânâların olduğundan bahsederler. Bu hadiselerden gökkuşağına verilen hususî ehemmiyet az değildir. Zira, gökkuşağı tabiattaki hadiselerin en büyüleyici manzaralarından birini teşkil eder. Gökkuşağına sebep olan şeyi anlamak için evvelâ yağmur damlalarının ekserisinin kürevî olduğunu ve kitaplarda gösterildiği gibi uzayan gözyaşı damlası şeklinde olmadığını bilmemiz gerekir.

Fransız filozofu ve ilim adamı René Descartesi gökkuşağının ardında saklı bulunsa ilmî kanunları izah eden ilk alimdir.

Solda: ikinci gökkuşağı aynı eksen üzerinde birinci kuşağın üstünde meydana gelip öncekinden daha soluk renklere sahipdir. Işık müşahidin gözüne gelmeden önce yağmur damlasında iki defa yansırsa bu kuşak oluşur. Açı 51° ile 54° arasındadır. Sağda: Gökyüzünde bir hâlenin meydana gelebilmesi için ışık şualarının görüldüğü şekilde bükülmesi lazımdır.
O, su ile dolu bir cam küreyi yağmur damlası farzedip onun üzerinde görüşlerini açıkladı. O, gökkuşağının yağmur damlaları üzerine gelen ışık huzmelerinin hareketi ile alâkalı olduğu düşüncesinden yola çıkarak, küre üzerine ışık huzmeleri göndermek suretiyle neticeleri kaydetti. Işık muayyen bir açıda suya varırsa kırılır. Yani, ışık takip etmekte olduğu yolu değiştirir ve bunun yanında kendini meydana getiren renklere ayrılır.

Güneşin beyaz görünen ışığı, kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, mor ve lacivert olmak üzere yedi kısıma ayrılır. Bu renklerin hepsi de gökkuşağının rengini meydana getirip, gökyüzünde farklı bir şua demeti hasıl ederler. Bu şualar kürenin iç sathının
arka kısmına çarptığından, küreden ayrılırken hafifçe yollarını değiştirerek ışık kaynağına doğru geri yansırlar. Her biri farklı renkte olan şuaların son yolları, açıları itibarıyla ilk ışık hüzmesine göre farklıdır. Sepektrumun (tayfın) mor şuamda 40°'de iken diğer uçdaki kırmızı şua da 42°'ye yükselir.

Bir gökkuşağının meydana gelmesi için üç ana faktör lazımdır: Güneş ışığı, yağmur damlası ve gözetleyici. Meselâ, bir gözetleyici yoksa gökkuşağı da yok demektir. Güneş ışığı, gözetleyicinin arkasından yağmur damlasına doğru gelir. Güneş ışığı yağmur damlasına girdiğinde kırılır ve gözlere doğru geri yansır. Şayet kırılma açısı uygun şekilde ise gökkuşağı gözetleyici tarafından görülebilir.

Eğer gökkuşağını tekerleğin kenarının bir kısmı olarak düşünürsek o zaman tekerleğin mili güneşten gelen hat olup müşahedecinin gözüne doğru uzanır; ve oradan da zemine düşer. Gökyüzünde güneş ne kadar yüksek olursa gökkuşağının görülebilmesi de o kadar zorlaşır. Bundan dolayı gökkuşağını şimdiye kadar dünyanın herhangi bir yerinde öğleyin gören kimse yok denecek kadar azdır. Zira güneş öğleyin oldukça yüksektir. Normal şartlarda hemen hemen tam bir yarım daire kadar olan en büyük kemer düz bir arazide güneş ufuk dairesine yakın olduğu zaman görülebilir:

Renkli Bandlar:
Gözetleyicinin "gördüğü hayret verici manzara, güneş ile gözleri arasındaki eksende, 40° ile 42°'lik bir saha içinde yer alan yağmur damlalarının teşekkül ettirdiği ışık kırılmalarından meydana gelir. Dıştaki 42°'lik band kırmızı, içteki 40°'lik band ise mor olarak görülür. Ve ikisi arasında düzgün bir sıra halinde diğer renkler yer alırlar. Uçak, batmakta veya doğmakta olan güneş ile yağmur bulutu arasında olduğu zaman çok nadir olarak uçak yolcuları, tamamen dairevî bir gökkuşağının meydana getirdiği o ruhu dinlendirici tabloyu müşahede edebilirler. Uçağın gölgesi de dairevi gökkuşağının merkezi üzerinde yer alan bulut içinde görülebilir.


Yukarıda tarif etmeye çalıştığımız gökkuşakları en sık müşahede edilenler olup yağmur damlasında bir tek ışığın (şua) kırılmasından meydana gelirler. Bu yüzden de renkleri parlak ve nettir. Kırmızı daima ilk kuşağın dış tarafında yor alırken, en içte de mor yer alır. Bu şekilde renklerin sıralanışı parlaklığa sebep olur. Ayrıca ilk gökkuşağı kemerinin iç kısmındaki saha, dış tarafta kine nazaran daha fazla parlak olduğundan, kuşak içindeki hava, çevreye nispeten parlaklık kazandırır. Bunun sebebi de gözün; mor rengin 40°'lik ışık bandından daha küçük açılarda, yağmur damlasından geriye yansıyan ışık şualarını toplamasıdır. Bu şualar bilfiil gökkuşağının bir bölümünü meydana getirmez. Ancak kemer içindeki sahayı parlatabilirler. Ekseriyetle daha zayıf gökkuşağı kemerleri ilk kemerin yukarısından ve aynı eksen üzerinden, gökyüzünü çapraz geçer. İkinci kemer teşekkülünde ise ışık gözetleyiciye yönelmeden önce yağmur damlası içinde iki defa yansımaya uğrayıp iç sathın etrafında sekerek gider ve çıkmadan önce de ilk giriş yolunun üzerini çapraz olarak geçer. İki defa yansıtılmış bu ışınlar ile ilk ışık hüzmesi arasındaki açı 51° ile 54° arasında değişir.

Işık şuaları iki defa yansımadan sonra kendi yolları üzerinden çapraz geçtikleri için, ikinci gökkuşağının renkleri evvelkine göre tam terstir. Yani bu defa içte kırmızı, dışta mor bulunur. Işık şuaı yansıtıldığı her defasında şiddetinden biraz kaybettiği için renkler ilk kuşakıakine nazaran solgundur.


Renklerin Ters Çevrilmesi:
Renkler tersine çevrildikçe bitişikteki ışık sahası ikinci gökkuşağının dışında görünür. Netice olarak, hem birinci hem de ikinci kuşaklar net olarak müşahede edilebilirse ikisi arasındaki şeritin öbür tarafındakinden daha koyu olduğu görünür.

Gökkuşağı sadece yağmurla meydana gelmez. Makûl yükseklikte bir güneşe sahip ve uygun bir pozisyonda zuhur eden su damlacıkları da ışığı kırıp bir gökkuşağı meydana getirebilir. Onlar ekseriyetle şiddetli bir tazyikin olduğu şelâlelerin yanında, hatta fıskiyeli sulama sistemlerinde bile görülebilir.

Gökkuşağının kaynağı ne olursa olsun onun mevcudiyeti bir müşahide bağlıdır. Ve hiç bir zaman iki insan aynı gökkuşağını göremez. Bir fert olarak sizin gördüğünüz kuşak, güneşten gözlerimize uzanan eksen üzerinde toplattırılmış eşi benzeri bulunmayan, bir tablodur. Sizinle birlikte gökkuşağını gözetleyen bir kimse, gördüğü kuşağın aynı kuşak olduğunu zanneder. Halbuki gökkuşağını meydana getiren ışık şuaları kenar bakımından farklı yerlerden yansıtıldığı için farklı gökkuşakları meydana gelir. Şayet bin kişi kadar bir kalabalık bir gökkuşağını müşahede etse, onlar gerçekte bin tane farklı gökkuşağı seyretmektedirler.

Tam olarak gökkuşağının zemin ile kesiştiği uç kısmını görmek mümkün görünse bile, siz hiç bir zaman onun ucuna varıp incelemeye muvaffak olamazsınız. Siz ona yetişmek için yürüdükçe o sizden uzaklaşacaktır. Bu hadise, yağmur damlası ile güneşin zeminle yaptığı açı arasında, karşılıklı bir fonksiyonun bulunduğunu ispat eder.

Su damlacıkları çok küçük olduğu zaman bulut ve sis şeklinde havada tutulutlar. Yağmur damlaları umumiyetle çap itibariyle 0,5 mm ile 5 mm arasındadırlar. Fakat sisi teşkil eden damlalar çap itibarıyla 0,5 mm'nin altındadır. Yağmur ve sisi teşkil eden damlalar havada konveksiyon akımlarıyla taşınırlar. Işık çok küçük su damlacıklarına çarptığında orada kırınıma uğrar (difraksiyon). Işık yağmur damlasından aynı tarzda geri yansıtılır. Fakat renk bandları hasıl olduktan hemen sonra üst üste geldikleri için, daha geniş bir sahaya dağılırlar. Bu üst üste binme tek tek olan renklenmeyi yok ettiği için oluşan kuşak çok renkli olmayıp beyazdır.

Rivayetlere göre, geçmiş zamanlardaki seyyahlar, bazen başları üstündeki bulut veya siste meydana gelen tayfların oluşturduğu "başın" ani görünümünden çok ülkerlermiş. Havanın, "korkutucu tayfları" teşkil edebilme hususiyetinin yanında, tayfların meydana getirdiği "başın" çevresinde renkli hâleler de hasıl edebilme hususiyeti vardır. Gerçekle bu korku verici manzara, müşahede edenin gölgesinin sis veya bulutun yansıma sahasında meydana gelmesidir. Bu tesir, ekseriyetle uygun şartlardaki sis ile güneş açısının mevcut olduğu dağlık arazilerde meydana gelip "Brocken spectre" diye adlandırılır. Tayf başının etrafındaki renkli haleler "Brocken bow" olarak bilinir. Onlar sadece hayalî gölgelere bağlı olmayıp çeşitli durumlarda meydana gelebilir. Hale şekilli parlaklıkların sebebi muhtemelen difraksiyon hadisesi olmakla beraber, hâlâ tam olarak anlaşılamamıştır. Şüphesiz "Brocken spectre"nin başı etrafındaki hale şekilli parlaklık gözetleyicinin başının gölgesini kuşatır.

Uygun şartlarda yanyana ayakta duran iki insan iki hayalî gölge görür. Bununla beraber gökkuşakları gibi hale şekilli parlaklıklar da ferdîdir. Yani, iki gözetleyicinin her biri sadece kendi başının gölgesi etrafındaki parlaklığı görür. Yanındaki arkadaşının hayalî gölgesi ise renkli hale'ye sahip değildir. Muhtemelen günümüzün popüler "ufo"larının bir çeşidi de bunlardır.

Işığın su damlacıklarından geçmesiyle sebep olunan bu enfes şekiller, çok kompleks ve değişiktir. Muğlaklığı ve değişebilirliği; basit su damlacıklarından kompleks buz kristali şekillerine doğru gidildikçe bariz bir şekilde artar. Esasında hekzagonal (altıkenarlı) olan buz kristalleri uzun veya kısa, düz veya sivri uçlu olabilirler. Ve içlerinden geçen ışığın optik tesiri gökyüzünde yaptıkları açılarına ve birbirleriyle olan münasebetlerine göre değişir.


Hale:
Işık hekzagonal buz kristalleri içinden geçerken normal yolundan saptırıldığı en düşük açı 22°'dir. Kristalin pozisyonundaki çok küçük değişmeler bu 22°' lik sapmaya tesir etmez. Güneş ışığı havadaki buz kristalleri bulutuna çarptığı zaman 22°'nin etrafındaki ışık sapmaları diğer sapmalardan daha fazla cereyan etmesinden buz kristali bulutu istikametinden ışık kaynağına doğru bakan bir gözetleyiciye göre bu, güneşin etrafındaki "hale" nin görünüşüdür. Hale'nin kenarından gözetleyicinin gözüne kadar uzanan bu hal ile ışık kaynağı ve gözetleyicinin gözleri arasındaki mevcut hat arasındaki açı 22°'dir. Bundan dolayı hale 22" lik hale diye ifade edilir.

Düz levha gibi olan kristaller arza düz ve basık bir yönde düşmeye meyillidir. Ve bu tip kristaller buz bulutunda fazla olduğu zaman, tam olmayan bir hale meydana gelir. Fakat 22°'lik kavisin bulunduğu taraflarda ışığın yansıma şiddeti güneşin yüksekliği ile aynı seviyededir. Bu ikinci parlaklıklar tam bir haleden daha çok renk ihtiva etmesiyle çok parlak olabilir. İnsanlar bunları güneş köpekleri, yalancı güneş ve hatalı güneş diye isimlendirirler. Bunların ilmî ismi ise "Parhelia"dır. Buz kristalinin pozisyonundaki sayısız kombinasyonlar ve ışık şuaları çok çeşitli optik tesirler meydana getirebilirler.

Zaman zaman gökyüzü sahnesinde binbir şekil ve renk cünbüşü içinde görünerek nakşedenini tanıttırmak isteyen gökkuşağı ve hâleler ; ışık, yağmur damlası, güneş gibi zâhirî sebeplerin bağrında gelişse bile, bir güzellik kaynağından gelmesi ve bir iradeyi göstermesi bakımından düşündürücü, hayranlık ve hayrete sevk edici mahiyettedir.


Çevrimdışı 12 Tem 2007 08:08 pm
Tüm çalışmalarını göster  
Mesaj: #1  Başa dön

Bedava Türkçe Oyun Oyunlar

Yeni Başlık Gönder    Cevap Gönder

  Forum » Biliyor muydunuz? » Semanın Renk Oyunu: Gökkuşağı 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) 





 Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Son Mesaj
Yeni mesaj yok Önemli: Renk körümüsünüz MEÇHUL Sağlık 9
31 Mar 2008 05:00 pm 
Yeni mesaj yok Önemli: Yönetim Yetki ve Renk Düzeni aksi Duyurular 15
10 Tem 2007 05:31 pm 
Yeni mesaj yok renk renk renk rengarenkk Didem Diğer Resimler 0
20 Ekm 2008 05:49 pm 
Yeni mesaj yok gökkuşağı afra İlginç ya da Gerçek Hikayeler 5
11 Ekm 2006 12:53 pm 
Yeni mesaj yok Gökkuşağı Tatlısı unfo/given Tatlı Tarifleri 0
02 Haz 2008 08:03 pm 


Sun Oyun Bedava Türkçe Oyunlar