Gelişmiş Görünüm: Kamurân Esen Şiirleri
FORUMA ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYINIZ
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:05 pm
Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim
Seni özlemenin
Ne demek olduğunu sor bana,
Yetmişiki dilde anlatabilirim
Kitabını yazabilirim / sayfalarca.
Yalnızlığın rezilliğini
Kokuşmuşluğunu
Ve çıplaklığını da.
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini
Sormasın bana / anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!
Bilmiyorum
Dudakların nasıldır.
Sıcak mı / ateş topu kadar,
Yoksa soğuk mu
Buza kesmiş bir bardak su gibi?
Kıvrımlarına,
Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
Küle gizlenmiş kor mu var?
Tenime değdiğinde dudakların
Cemre mi düşer bedenime,
Mızrap değen bir saz teli gibi
Titrer mi yüreğim / bilmiyorum.
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!
Bir kadını sardığında kolların,
Ürkek ceylânlar
Nasıl kurtulur tuzağından?
Dolu yemiş yaprak gibi
Nasıl titrer bir yürek?
Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
Goncalar
Nasıl güle döner / sıcaklığınla
Bilmiyorum.
Hiç sana sarılıp yatmadım ki!
Kısacası:
Tatmadım kavuşmayı / anlatamam.
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
Anlatabilirim daldaki kuşa /
Topraktaki solucana.
Yokluğunda / yıllardır
Özlemine dayanmayı öğrendim
Yokluğuna katlanmayı
Aşağılık avunmayı öğrendim / nasılsa
Ustası oldum beklemenin
Tükenmek pahasına.
Ama hiç kimse / kavuşmayı,
İki derenin birbirine karışıp
Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana / anlatamam.
Çünkü senle ben,
Ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan
Başka denizlere koşan iki ırmağız.
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
İşte onun için
İki dere nasıl karışır birbirine
Nasıl sığar iki nehir bir yatağa / bilmiyorum.
Seninle
Hiç aynı yatakta coşmadım ki!
Sen bana / yalnızca
Ve sadece
Kahpe sensizliği sor
Rezil beklemeyi / özlemeyi sor.
Tanrı şahidimdir
Kurda / kuşa
Dağa / taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki / uzaktaki yakınım:
Vuslatlara yabancıyım,
Ama,
Senin özleminin kitabını yazabilirim.
:-(
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:06 pm
Albümdeki Resimler
Ben / dalından kopmuş bir çiçeğim
Sen / çiçeğini düşürmüş bir dal.
Bize / yaptı yapacağını
Zalim sonbahar.
Zaman mahzenine depoladık
Boynu bükük hatıraları / yıllanmış şarap gibi
Çözdükçe dolaşan bir yün yumağı elimizde
Çözmeye çalıştıkça
Yeni düğümler oluşuyor yüreğimizde.
O eski günlerin güneşi yok artık üstümüzde
Kısık bir gaz lâmbasının ışığı gibi
Yüzümde geziniyor sönük alevler.
Bahar / yapmıyor baharlığını
Isıtmıyor yaz güneşi
Kendisine yüklenen görevi unutmuş
Kaytarmakta / yalancı mevsimler.
Albümdeki resimlerle birlikte
Solup gitti yaşadığımız o güzel günler.
Ağzı yok / dilsiz / kör ve sağır
Her şeyden habersiz o zavallı resimler!
Aşkımızı
Bir tek onlar
Bir tek onlar sahiplendiler.
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:07 pm
Sen Gelince / Ve Gidince
Sen gelince
Bir güvercin sürüsü
Uçuşur gözlerimde
Biri iner, biri kalkar / kirpiklerimden.
Eteklerinde kırmızı karanfilleriyle
Ayağını suya değdiren bir dağ
Yavaşça gelip oturur yüreğime.
Sen gelince
Irmakların yıkılır bendi
Sular dolar / suya hasret topraklara.
Kapalı tüm kapılar
- ki arkasında sen -
Açılır üzerime.
Türküler duyulur uzaklardan,
Davullar vurulur gümbür gümbür
Karacaoğlan / Dadaloğlu / Emrah
Ve - mutlaka - Aşık Veysel
Ustaca dokunur
Meydan sazının tellerine.
Sen gelince
Hızlanır yüreğimdeki değirmenlerin çarkı
Öğütülür zamanlar,
Yükseklerden akan su
Dolar bakraçlara.
Ve sonra
Yumuşak bir zemine basar ayaklarım
Kaybolur giderim derinliğinde.
Sen gelince
Su yürür dallarına kuru ağaçlarımın
Çiçeğe durur tomurcuklarım.
Sardunyalar dirilir saksılarda
Kuytularımdaki boynu bükük çiğdemler bile
Kaldırır başını / Veysel’e inat
İlkbaharı yaşar yaşlı gönlüm / zemheride.
............
Bilmediğim bir yerlerde
Yakılır ağıtlar,
Sürüklenir ayaklarım
Uzaklaşır giderim kendi merkezimden,
Derken
Çekilir kabuğuna güneş,
Zindan olur tüm zamanlar
Avcı vurmuş bir kuş gibi
Kanatlarım düşer iki yana
Sen gidince.
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:08 pm
Çocuk Ve Tual
Elindeki tual
Dar geliyordu / çocuğun
Hayalindeki resme.
Sonra / çocuk
Boşalttı / gözlerinden
Akdeniz dolusu maviyi
Eteklerine.
Ayakları
Tümsekteydi / dağ gibi
Yine de / güneş
Bir türlü doğmuyordu
Üzerine.
Dayadı
Göğsüme / başını,
Küskün dalgaları
Dövüyordu / bedenimi
Dalga kıranlarım
Bir bir yıkılıyordu.
Öptüm
Kara yazılı / ağlamaklı yüzünden,
Nefesi / açlık
Yanakları
Gözyaşı kokuyordu.
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:08 pm
Hayat
Bir yün yumağıyım
Hayatın elinde...
Hoyrat
Çatlak elleriyle
Örüyor beni.
Eksiltiyor
Artırıyor
Şekilden şekile
Sokuyor beni.
Bir yanımda acı
Bir yanımda hasret
Kara yazgılarla dokuyor beni.
Oysa ben
Kendi elerimle
Örmek istiyorum / kendimi
Haydi tutun bir ucumdan
Sökün beni.
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:09 pm
Her Yağmurda
Her yağmurda
Soyunurum geçmişimi
Takınıp özlemini her damlada,
İçime dolan toprak kokusunu
Nefesindir diye solurum.
Yeniden çimlenir
İçimde bir tohum.
Yırtılır kabuğu,
Başka bir bahçede
Adını bilmediğim çiçek olurum.
Yağmurda yıkanan sokaklar gibi
Temizlenir içim
Her damlada.
Çöker tortusu acıların,
Yokluğunu unuturum.
İnce bir keman teli
Titrer içimde
Her yağmurda
Ve sevginle.
Nağmesinde,
Son durağım gözlerini,
Tenimde çiçekler açtıran
Ellerini bulurum.
Her yağmurda
Aşık olurum yeni baştan
Yine sana.
Senden sana gider gelir,
Yalnız sende dururum.
Mecburiyetim olursun
Her yağmurda,
İstese de
Başka yüzler göstermez
Yelkovanım,
Pili biter saatimin,
Durur zamanlar,
Baştan ayağa “sen” olurum.
Hızlanır
İçimdeki değirmenlerin çarkı,
Başım döner,
Silkelenir bedenim,
Adını bilmediğim rüzgârlarda savrulurum.
Dinmesin herşeye rağmen
Karanlık akşamları yıkayan yağmur!
Çünkü ben
Her yağmurda,
Sıcak vücuduna
Islak ellerimle dokunurum...
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:10 pm
Hayat Bir Örgü
Elimde iki şiş,
Ve kocaman yün yumağı / dolaşık...
Örüyorum hayatı.
Önce yüz: Geldin işte
Sonra ters: Gittin
Bir ters, bir yüz:
Bir dargınız / bir barışık.
Derken
Bitti yumak
Kazak bitmeden...
Örecek yeni bir yumak
Yok ne yazık!
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:12 pm
Yalnızlık
Bilir misiniz,
İğne atsanız yere düşmeyecek
Bir kalabalıkta yalnızlığı?
Hiç yaşadınız mı,
Başkalarının yanındayken
Anlatılmaz, anlaşılmaz yalnızlığı?
Bir derdim yok.
Ama mutlu da değilim.
Sensizim.
Ailemin yanındayken bile
Sanki kimsesizim.
Katbettiğim bir şey yok,
Ama arıyorum.
Üzüldüğüm hiç bir şey yok,
Ama ağlıyorum.
Bu gürültüde sessizliği,
Bu kalabalıkta yalnızlığı yaşıyorum.
Kâmuran Esen
YAZAR: unfo/given
Tarih: Pzr Nis 13, 2008 12:13 pm
Bir Zamanlar Ve Şimdi
Bir zamanlar
Dört nala giden
Doru bir at gibi
Coşkuluyken rüyalarımız,
Çakır dikeni bir yorganı
Örttüler üzerimize
Sılaya kapatıp gözlerimizi
Gurbetlere uyanıyoruz şimdi.
Bir zamanlar
Kavak yelleri başımızda
Koşarken zaman tünelinde,
Kamçı gibi
Yüzümüze indi de yıllar,
Gönlümüz düştü enginlere
Yaralı bir keklik gibi
Ovalarda sekiyoruz şimdi.
Bir zamanlar
Başımız bulutlarda
Yumuşak zemindeyken parmak uçlarımız
Dağ doruklarından / ovaya
Çağıldayarak inerken sarmaş dolaş,
Kurak mevsimler
Çöreklendi üzerimize
Sularını
Kıraç topraklarda eksiltmiş
Cılız bir dereyiz şimdi.
Gençliğimiz göz bebeklerimizde
Düş tarlalarında dolaşırken bir zamanlar
Buğday başakları gibi
Sallanırken / onsekiz rüzgârlarında
Vururdu / altın sarısı bedenimize parıltılar.
Sonra / indi de
Keskin bir tırpan belimize
Başka başka değirmenin çarklarında
Öğütülüyoruz şimdi.
Nefesimiz birbirine
Karışırken bir zamanlar
Sevişirken
Karanlık / kör gecelere inat,
Sarsılan vücutlarımıza
Yansıyorken sevgimiz,
Ve gözlerimiz
Aynı uykulara kapanırken birlikte,
-Ne oldu
Nasıl oldu, anlamadım ama-
Ölesiye birbirimizi
Özlüyoruz şimdi.
Kâmuran Esen
aksiTurkBB v1L Basit Görünüm | Aksiyim.Org © Tüm hakları saklıdır.