 garfield
sevmek diye bir şey yok...YALAN...
|
Kayıt: 22.12.2006
Üye no: 545
Başlık: 134
Şehir: 35½ ksk
21078 Puan
|
|
sıkmabaş demokrasisi |
|
|
Sıkmabaş Demokrasisi
13-06-2008 02:14
Canım sıkkın, içim daralıyor...
Bir haziran sabahında, insanın karamsarlığa düşmesi, uyku dolu bir zamanın içinden sıyrılması zorluyor beni...
Kahve içiyorum Yeniköy’de...
Belki kendimi dinliyorum...
Bu yaz sıcak geçecek...
Zor günler bekliyor bizi...
Başbakan Tayyip Bey, Anayasa Mahkemesi üyelerine öfkeli...
AKP yandaşları, TV ekranlarında atıp tutuyorlar... Yüce yargıyı yerden yere vurma eylemini başarıyla(!) sürdürüyorlar.
Onlara göre demokrasi kültürü olgusu, “ulusal irade” kavramıyla yok ediliyor.
Neymiş demokrasi olgusu!..
Ulusal irade değil, siyasi irade!..
Hoşgörü ve özgürlük!..
Laikliğin rafa kaldırılması isteniyor apaçık...
Toplumsal kültür bir kıyıya itiliyor...
Geriye kalan hoşgörü...
Yutturmacalar AKP medyasında, TRT’de...
Eh, TRT’de “dinci yapılanma” bitti; tarikat şeyhlerinin eski ve yeni müritleri; AKP’ye dalkavukluk eden din bezirgânları program yapmaya çoktan başladı...
Sabah akşam “demokrasi-özgürlük” adı altında “Cumhuriyet düşmanlığı” yapılıp İsmet İnönü’ye saldırılıyor...
Bir süre sonra Mustafa Kemal Atatürk’e “deccal” denilecek; Aydınlanma Devrimi gibi Ulu Önder de yerden yere vurulacak...
Yakındır...
Atatürkçülük ya da Kemalizmin kendine özgü bir doku taşıdığını, bu dokunun evrensellikle ivme kazandığını yobaz takımı hiç görmez...
Çünkü onlar laik demokratik Cumhuriyete düşmandırlar...
Uygarlık evrensellikle çoğalır...
Uygarlığın temelinde laiklik yatar...
Demokrasi laikliğin temelinde gelişir...
Bugün gelinen noktada laiklik, İslama karşı bir ideoloji olarak gösteriliyor; “sıkmabaş”la da öç alınmak isteniyor...
Anayasa Mahkemesi’ne olan öfke ve saldırganlığın nedeni bu!..
***
Başbakan “ulusal irade”yi “Meclis çoğunluğu” olarak gördüğü sürece Türkiye zor günleri yaşayacaktır...
Deniz Baykal’ın Tayyip Bey’e verdiği yanıt tüm gerçekleri gözler önüne sermiyor mu?
“Meclis çoğunluğu siyasi iradedir. Milli irade devleti kuran iradedir...”
Sorun buradan kaynaklanıyor...
Demokrasi ve özgürlükler olgusunda...
“Sıkmabaşlı” üniversiteli kızlar Fatih Altaylı’nın “Kanal-1”de yayımlanan “Teke Tek” programında ne diyorlardı, anımsayalım:
“Humeyni’yi seviyorum, Atatürk’ü sevmiyorum...”
Olayın özü bu işte!..
Düşüncelerini açıkça söyleyebiliyorlar...
İki üniversiteli kızın demokrasiyle, özgürlüklerle uzaktan yakından ilgisi yok...
İstedikleri bir İslam Cumhuriyeti...
Laik demokratik sisteme karşılar...
Anayasa Mahkemesi’ne karşı siyasal erkin öfkesi de bu yüzden...
Oysa anayasa üzerine yemin etmişlerdi, namusları ve onurları üzerine...
“Sıkmabaş” siyasal İslamın simgesidir. “Sıkmabaş” Anadolu kadınının başörtüsü, yemenisi, yazması değildir...
Belki günlerce aynı konuyu yazdım...
O zaman istenilen nedir?
On yıl önceye şöyle bir bakın göreceksiniz!..
Bu bir “Milli Görüş” ve tarikatların laik demok-ratik düzeni, sandıkla, “Meclis çoğunluğuyla” yıkma eylemidir.
Yani anayasal suçtur!..
Anayasa Mahkemesi’nin kararı evrensel hukuk kapsamındadır...
Örnek mi?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “sıkmabaş”la ilgili kararına bakıldığında görülür...
TRT’deki tartışma programlarını yapanlar, halkın verdiği vergilerle yaşayan devlet kurumunu “dinci ve tarikatçı yapıya” büründürürlerken de anayasal suç işliyorlar...
***
Canım sıkkın, içim daralıyor...
“Badem”in bile canı sıkıldı bu yaşananlardan. Milas’ın Ören kıyılarındaki sulardan kaybolup gitti...
Aynı konuları yazmaktan ben de bıktım, okumaktan da okur bıktı!..
Karamsarlığın içinden sıyrılıp aydınlığın orta yerinde yaşamı, umudu çoğaltmak istiyorum...
Türkiye’nin tek sorunu mudur “sıkmabaş” ey sevgili okur?
Ekonomi dibe vuruyor... Gelir dağılımındaki uçurum giderek artıyor... PKK, Hizbullah, El Kaide Güneydoğu kırsalından büyük kentlere iniyor...
Bu yaz sıcak geçecek!..
Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları bu Cumhuriyeti canlarıyla, kanlarıyla kurmadılar mı?
Ve...
Cumhuriyet-Hikmet Çetinkaya
(yazının uzunluğuna bakıp okumaktan vazgeçmeyin)
|
| |
|